Genel Kültür

Dünyanın En Meşhur 5 Yasası: Murphy, Kidlin, Gilbert, Wilson ve Falkland Yasaları

Güncellendi: 7 dk okuma
dunyanin-en-meshur-5-yasasi

Dünyanın en meşhur 5 yasası bize, hayatın her zaman bir plan dahilinde ilerlemediğini kanıtlıyor. Bazen her şeyi doğru yaptığımızı düşünürüz ama yine de işler ters gider. Bazen bir problemi çözmek için saatlerce düşünür, sonunda sorunu bir kâğıda yazdığımızda aslında ne kadar basit olduğunu fark ederiz. Kimi zaman da karar vermek için acele eder, birkaç gün sonra “Keşke bekleseydim” deriz.

İşte tam bu noktada, akademik anlamda fizik veya matematik yasaları olmayan ancak hayatı, iş dünyasını, karar verme süreçlerini ve insan davranışlarını açıklamak için kullanılan popüler düşünce kuralları devreye giriyor.

Son yıllarda özellikle sosyal medyada sıkça karşılaştığımız Murphy Yasası, Kidlin Yasası, Gilbert Yasası, Wilson Yasası ve Falkland Yasası, insanlara günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara farklı bir açıdan bakmayı öneriyor. Bu beşli, çeşitli çevrimiçi kaynaklarda “hayatın en meşhur yasaları” veya “başarı yasaları” başlığı altında birlikte anılıyor.

Peki bu yasalar gerçekten ne söylüyor ve günlük hayatımızda bize ne anlatıyor?

1. Murphy Yasası: Ters Gidebilecek Bir Şey Varsa…

Murphy Yasası, bu beşli arasında muhtemelen en tanınmış olanı.

En yaygın biçimiyle şöyle ifade edilir:

“Ters gidebilecek her şey ters gider.”

Murphy Yasası’nın farklı versiyonları bulunsa da temel fikir aynı: Bir olayın başarısız olmasına veya istenmeyen bir sonuç doğurmasına yönelik bir ihtimal varsa, onu hesaba katmak gerekir.

Bu düşünce, “Her şey kesinlikle kötü olacak” şeklinde karamsar bir kehanet olarak anlaşılmamalı. Asıl güçlü tarafı hazırlık yapmayı teşvik etmesidir.

Murphy Yasası günlük hayatta nasıl karşımıza çıkar?

Telefonun şarjı genellikle tam ihtiyacınız olduğu anda biter.

Sunumdan önce bilgisayar güncelleme yapmak ister.

Tatile çıkarken yağmur yağma ihtimali yokmuş gibi bavul hazırlarsınız ve hava birden değişir.

Önemli bir toplantıya giderken trafik normalden çok daha yoğun olabilir.

Bunların hepsi Murphy Yasası’nın bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez. İnsan zihni özellikle beklenmedik ve can sıkıcı olayları daha fazla hatırlama eğilimindedir. Ancak yasa, pratik bir davranış biçimi önerir:

Riskleri önceden düşün ve mümkünse bir B planı hazırla.

Örneğin önemli bir sunum yapacaksanız yalnızca bilgisayarınıza güvenmek yerine sunumun bir kopyasını bulutta, USB bellekte veya e-postanızda bulundurmak Murphy Yasası’na karşı alınabilecek basit bir önlemdir.

Yani Murphy Yasası’nın asıl mesajı belki de şudur:

Kötümser olma, hazırlıklı ol.

2. Kidlin Yasası: Problemi Yazabiliyorsan Çözüm Yakındır

Günümüzde özellikle kişisel gelişim, verimlilik ve problem çözme içeriklerinde popülerleşen Kidlin Yasası, son derece basit ama güçlü bir fikir üzerine kuruludur.

En yaygın ifade biçimi şöyledir:

“Bir problemi açık ve net biçimde yazabiliyorsanız, problemin yarısını çözmüşsünüz demektir.”

Çünkü çoğu zaman problem sandığımız şey aslında problemin kendisi değil, onunla ilgili zihnimizde oluşan karmaşadır.

Yazmak neden işe yarar?

Örneğin “İşim hiç yolunda gitmiyor” dediğinizi düşünün. Bu cümle oldukça büyük ve belirsizdir. Ancak bunu yazmaya başladığınızda problem küçülmeye başlar:

  • İş yüküm fazla.

  • Önceliklerim belli değil.

  • Günümü planlamıyorum.

  • Bazı işleri sürekli erteliyorum.

  • Yöneticimden beklentileri net olarak öğrenmedim.

Bir anda “Hayatım berbat” gibi devasa görünen problem, birkaç somut probleme dönüşür.

Artık çözüm üretmek mümkündür.

“Daha başarılı olmak istiyorum” yerine: “Önümüzdeki üç ay içinde müşteri sayımı artırmak istiyorum ama hangi pazarlama kanalının daha verimli olduğunu bilmiyorum.” dediğinizde çözüm arayışınız da değişir. Kidlin Yasası’nın günlük hayattaki en önemli katkısı burada ortaya çıkar:

Belirsiz problemi çözemeyiz; tanımlanmış problemi çözebiliriz.

Bu nedenle bir sorunla karşılaştığınızda hemen çözüm aramak yerine önce bir kâğıt açıp şu üç soruyu yazabilirsiniz:

  1. Sorun tam olarak nedir?

  2. Bu sorunun nedeni ne olabilir?

  3. Şu anda kontrol edebileceğim bölüm hangisi?

Bazen çözüm, düşündüğümüzden çok daha yakındadır.

3. Gilbert Yasası: Sonuç İçin Sorumluluk Al

Gilbert Yasası, özellikle iş hayatında ve liderlik anlayışında oldukça anlamlı bir mesaj taşır.

Yaygın kullanılan versiyonlarından biri şöyledir:

“Bir işi üstlendiğinizde, istediğiniz sonucu elde etmenin en iyi yolunu bulmak sizin sorumluluğunuzdur.”

Bu yaklaşımın merkezinde sorumluluk alma fikri vardır.

Bir görevi yaptığınızda yalnızca “Benden isteneni yaptım” demek yerine, ortaya çıkan sonucun kalitesini de sahiplenmeyi önerir.

Gilbert Yasası iş hayatında ne anlatıyor?

Bir çalışan düşünelim.

Yöneticisi ona:

“Yeni müşteriler bulmamız gerekiyor.” diyor.

Çalışan yalnızca bekleyip “Bana tam olarak ne yapacağımı söylemediler” diyebilir.

Ya da:

  • Hedef müşterileri araştırabilir.

  • Rakipleri inceleyebilir.

  • Yeni iletişim kanalları bulabilir.

  • Önceki kampanyaları analiz edebilir.

  • Birkaç alternatif öneri hazırlayabilir.

İkinci yaklaşım Gilbert Yasası’nın ruhuna daha yakındır.

Burada amaç her şeyi tek başına yapmak değildir. Asıl fikir, sonuçtan tamamen bağımsız kalmamak ve sorumluluğu sürekli başkasına aktarmamaktır.

Çünkü profesyonel hayatta önemli bir fark vardır:

Görevi tamamlamak başka, problemi sahiplenmek başkadır.

Gilbert Yasası bize ikinci yaklaşımın değerini hatırlatır.

4. Wilson Yasası: Önce Bilgi, Sonra Kazanç

Wilson Yasası, bilgi ve öğrenmenin uzun vadeli değerine odaklanır.

En yaygın aktarılan biçimiyle:

“Bilgi ve zekâya öncelik verirseniz, para da onu takip eder.”

Buradaki fikir aslında oldukça basit:

Kalıcı değer üretmek için önce kendinize yatırım yapın.

Para kazanmak isteyen bir kişinin yalnızca para kazanma yöntemlerine odaklanması yerine bilgi, beceri ve uzmanlık geliştirmesi uzun vadede daha güçlü bir strateji olabilir.

Wilson Yasası günümüzde neden önemli?

Çünkü bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.

Bugün bir insan:

  • Yeni bir dil öğrenebilir.

  • Kodlama öğrenebilir.

  • Pazarlama konusunda uzmanlaşabilir.

  • Finansal okuryazarlığını geliştirebilir.

  • Yeni bir meslek öğrenebilir.

  • Dünyanın önde gelen üniversitelerinin derslerine erişebilir.

Fakat bilgiye erişimin kolaylaşması başka, gerçekten bilgi sahibi olmak başka bir şeydir.

Wilson Yasası’nın burada verdiği mesaj şudur:

Kısa vadeli kazançların peşinden koşmak yerine, uzun vadede değer üreten beceriler geliştirin.

Çünkü sahip olduğunuz bilgi ve deneyim, yalnızca bugünkü işinizde değil, gelecekteki fırsatlarınızda da kullanılabilir. Bu nedenle “Daha fazla para nasıl kazanırım?” sorusunun yanında zaman zaman şu soruyu da sormak gerekir: “Daha değerli biri olmak için bugün ne öğrenebilirim?”

5. Falkland Yasası: Karar Vermek Zorunda Değilsen Verme

Beşli listenin belki de en ilginç yasası Falkland Yasası.

En yaygın ifadesi:

“Bir konuda karar vermek zorunda değilseniz, karar vermeyin.”

İlk bakışta bu yaklaşım pasiflik gibi görünebilir. Oysa doğru kullanıldığında Falkland Yasası, gereksiz kararların önüne geçmeyi önerir. Çünkü her kararın bir maliyeti vardır.

Bir karar verdiğinizde:

  • Zaman harcarsınız.

  • Kaynak ayırırsınız.

  • Alternatiflerden vazgeçersiniz.

  • Yeni sorumluluklar oluşturabilirsiniz.

  • Yanlış kararın sonuçlarıyla uğraşabilirsiniz.

Bu nedenle bazı durumlarda en iyi karar, hemen karar vermemektir.

Her şeyi bugün çözmek zorunda değiliz

Örneğin iki iş teklifi arasında karar vermeniz gerekiyor ama şirketlerden biri henüz maaş ve yan haklarla ilgili ayrıntıları paylaşmadı.

Hemen karar vermek yerine eksik bilgilerin tamamlanmasını beklemek daha mantıklı olabilir.

Benzer şekilde bir iş yerinde yeni bir uygulama hakkında karar vermek için yeterli veri yoksa, biraz daha gözlem yapmak daha iyi sonuç verebilir.

Burada önemli olan erteleme ile bilinçli bekleme arasındaki farktır.

Falkland Yasası: “Her şeyi ertele.” demez. Şunu söyler: “Karar vermek gerçekten gerekli mi?” Eğer gerekli değilse, bazen hiçbir şey yapmamak en akıllıca hamledir.

Bu 5 Yasa Birlikte Ne Anlatıyor?

Dünyanın en meşhur 5 yasasını tek tek ele aldığımızda farklı konulardan söz ediyor gibi görünebiliriz.

Fakat aslında beşinin ortak bir noktası var: Daha bilinçli düşünmek.

  • Murphy Yasası bize hazırlıklı olmayı öğretir.

  • Kidlin Yasası problemi netleştirmeyi söyler.

  • Gilbert Yasası sorumluluk almayı hatırlatır.

  • Wilson Yasası bilgiye yatırım yapmayı önerir.

  • Falkland Yasası ise gereksiz karar vermekten kaçınmayı anlatır.

Bunları bir süreç olarak düşündüğümüzde oldukça güçlü bir model ortaya çıkar:

Hazırlan → Problemi tanımla → Sorumluluk al → Bilgini artır → Gereksiz karar verme.

Bu yaklaşım iş hayatında da kişisel yaşamda da kullanılabilir.

Günlük Hayatta Bu Yasaları Nasıl Kullanabiliriz?

Bu beş yasayı yalnızca okumak yerine günlük alışkanlıklara dönüştürmek daha anlamlı olabilir.

1. Murphy için B planı oluşturun

Önemli işlerde “Ne ters gidebilir?” diye düşünün.

Amaç korkmak değil, hazırlıklı olmaktır.

2. Kidlin için problemleri yazın

Zihninizde dönen büyük bir sorunu birkaç cümleyle kâğıda dökün.

Belirsizlik azaldıkça çözüm seçenekleri görünür hale gelebilir.

3. Gilbert için sorumluluk alanınızı genişletin

“Bana kimse söylemedi” demek yerine:

“Bu sonucu iyileştirmek için benim yapabileceğim ne var?” diye sorun.

4. Wilson için her gün öğrenin

Her gün küçük de olsa yeni bir şey öğrenmek, uzun vadede büyük bir bilgi birikimi yaratabilir.

5. Falkland için kararlarınızı sorgulayın

Bir karar vermeden önce kendinize: “Bunu şimdi yapmak gerçekten gerekli mi?” sorusunu sorun.

Bazen cevap “Hayır” olabilir.

Hayatı Değiştiren Yasalar mı, Yoksa Güçlü Düşünme Modelleri mi?

Murphy, Kidlin, Gilbert, Wilson ve Falkland yasalarını bilimsel anlamda evrensel yasalar olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bunlar daha çok popüler düşünce modelleri, özlü kurallar ve yaşam prensipleri olarak karşımıza çıkar.

Üstelik bu isimlerin ve sözlerin internette farklı versiyonları bulunabiliyor; özellikle Kidlin, Gilbert ve Wilson yasalarının ifadelerinde kaynaklara göre önemli farklılıklar görülebiliyor.

Ancak belki de önemli olan tam olarak isimleri değil, arkasındaki düşüncelerdir.

  • Murphy bize “hazırlıklı ol” der.

  • Kidlin “sorunu netleştir” der.

  • Gilbert “sorumluluğu üstlen” der.

  • Wilson “bilgiye yatırım yap” der.

  • Falkland ise “her kararın hemen verilmesi gerekmez” der.

Bir araya geldiklerinde ortaya oldukça basit ama güçlü bir yaşam yaklaşımı çıkar:

Belki de bu beş yasanın asıl popüler olmasının nedeni budur. Çünkü bize dünyayı değiştirecek sihirli formüller vermiyorlar. Bunun yerine, zaten her gün karşılaştığımız sorunlara biraz daha farklı bakmamızı sağlıyorlar.

Paylaş:

İlgili yazılar

Bu yazıyı beğendiniz mi?

Yeni yazılar yayımlandığında e-posta ile haber vereyim.